Esnek Dayanıklılık Nedir?

Esnek Dayanıklılık Nedir? (OI 3. Temel İlkesi)

Esnek dayanıklılık, zorlukların ardından hızlıca iyileşebilme kapasitesidir. Pozitif psikoloji dünyasında tanımlandığı şekliyle esnek dayanıklılık, zorlu durumlar, travma, trajedi, tehdit unsuru olabilecek durumlar veya aile ve ilişki sorunları, ciddi sağlık sorunları, iş veya mali konulardaki stres faktörleri gibi stres kaynaklarının varlığında iyi bir şekilde adaptasyon sağlayabilme sürecidir. Bu bağlamda esnek dayanıklılık, zor deneyimlerden sonra kendini toparlayabilmektir.

OI esnek dayanıklılığı farklı şekilde yorumlar.

Bu blog yazısı, Organic Intelligence’ın (OI) klinik ve teorik çerçevesini ortaya koyan, Organic Intelligence’ın® (OI) 10 Temel İlkesi’nin üçüncüsüdür. Bu yazıda Organic Intelligence perspektifinden esnek dayanıklılığın anlamını irdeliyoruz.

OI’ın terapinin evrimine sunduğu katkı, tam bir Klinik Protokol’ün yanı sıra, organik olarak ortaya çıkan, sosyal sorumluluk üzerine kurulu bir değerler sistemidir. Organic Intelligence’ın 10 Temel İlkesi yazı dizisinde, esnek dayanıklılığı oluşturan öğeleri de açıklayan, terapide klinik başarıya dair bir şablon sunuyoruz. Bu açıdan, aslında bu şablon aynı zamanda genel olarak terapiyi revize etmek için bir çağrı.

Alışılmış araçların ötesinde Esnek Dayanıklılık
Esnek dayanıklılık, genel olarak zor durumları ne kadar iyi şekilde karşılayabildiğimiz veya bir zorluk sonrasında nasıl kendimizi toparlayabildiğimiz olarak tanımlanmıştır. Esnek dayanıklılığımızı geliştirmek için verilen alışıldık öneriler listesine baktığımızda, listedekilerin OI’ın “İkinci Aşamada” yapılacaklar dediği şeyleri içerdiğini görürüz. Organic Intelligence için bu iyi İkinci Aşama araçları yalnızca başlangıçtır, hatta bazı açılardan yalnızca hazırlık olarak düşünülebilir. Biz OI’da olaylara yeni bir açıdan bakıyoruz. Bakalım, OI bakış açısı size de anlamlı gelecek mi?

Organizmik Esnek Dayanıklılık
Profesyonellere OI Klinik Protokülü’nü kullanmaları konusunda yardımcı olurken, danışanlarının organizmik esnek dayanıklılığını görmeyi ve ölçmeyi öğrenmelerini sağlarız. Derslerimizde, öğrencilerimize danışanlarının fizyolojilerini en berrak pencereden görmelerini sağlayacak bir eğitim sunarız çünkü OI’ın asıl hedefi bu düzeyde bir esnek dayanıklılıktır. OI için esnek dayanıklılık iyi araçların istemli ve öğrenilmiş kullanımı değildir. OI danışanları, esnek dayanıklılığın bu yüzeysel seviyesinden daha derine, onun merkezine iner.

Esnek dayanıklılığın temelinde yatan şey, yoğunluğu işleyen biyolojik altyapının çabasız oluşudur. Travma ve karmaşık (sinir) sistemimizin deorganizasyonuna sebep olan diğer faktörler, işleme kapasitesinin sınırlanması anlamına gelir. Bu yüzden, daha az bir yoğunluk bile hem öğrenilmiş hem de biyolojik başa çıkma süreçlerini zorlayacaktır. Burada düşünmemiz gereken, gerçekten önemli iki şey var.

1) “Kolaylık.” OI uygulayıcılarına, otomatik ve koşullu tepkileri katalize eden bir sürecin eğitimini veriyorum. Bu, biyolojik ve fizyolojik düzeyde bir güç sağlıyor. Biyolojik altyapılarımız öğrenmeyi ve büyümeyi çok sever ancak sinir sistemimizin enerji işleme kapasitesini büyütmeyi öğrenmesi ancak özel bir dil kullanarak mümkün olur.

OI uygulayıcıları, sinir sisteminin ulaşmaya çalıştığı “ideal yoğunluk eşiklerini” görmeyi öğrenir ve burada kilit nokta ne çok fazla ne çok az olmasıdır! Bu eşiklere ulaşmak, biyolojik düzeyde bir niyettir ve termostata benzer: belirli bir eşiğe ulaşırsınız ve ardından sistem yeni bir yoğunluk düzeyini işlemeyi öğrenir. Ve istikrarlı biçimde tam da o içsel öğrenme eşiklerine ulaşarak, sistem başlı başına bu eşiklere dair kendini yeniden ayarlar. Başka bir deyişle, sistem gelecekte daha otomatik olarak daha yüksek eşiklere ulaşmayı öğrenmenin yolunu öğrenir. Bu yolla aslında biyolojimizi yönlendiren öz-düzenleyici bir dürtüyü katalize ederiz ve bu da doğal bir esnek dayanıklılık yaratır.

Bu sürece hâkim olmak hem danışanlar hem de uygulayıcılar için zordur. Bunun başlıca sebeplerinden biri, sürecin çok fazla psikolojik veya bilişsel olmaması, daha çok biyolojik olmasıdır. İnsanlar çoğunlukla eşiklerini takip etmeyi ve korumayı öğrenmeleri ve “yapmaları” gerektiğini düşünür. Bu, adeta bilinçli olarak yemeği sindirmeye çalışmak gibidir.

OI modeli, yapabildiklerimizin ve ruh halimiz ve psikolojik durumumuz üzerinde sağlayabileceğimiz olumlu etkilerin, bizim için bir OI uygulayıcısıyla çalışma ve OI seansında gerçekleşen eşiği yeniden ayarlama sürecinden tam fayda sağlama fırsatını yarattığını öne sürer. Bu yüzden de önemli bir hazırlık sürece yardımcı olur ancak nihayetinde, özenle yapılan ve gerekli olan eşiğe yol gösterme çalışması beyin sapına girdi sağlar ve birincil olarak bilişsel bir düzeyde değil, koşullanma düzeyinde çalışır.

OI’da, temelde biyolojik olan bir öz-bütünsel uyum dürtüsü içeren bu sinerjiye “Üçüncü Aşama” çalışması adını veririz (aşağıdaki şekle bakınız). Bu yüzden, İkinci Aşama öğrenilmiş; Üçüncü Aşama ise içten gelen bir esnek dayanıklılıktır. Ve esnek dayanıklılığın motoruna (ve kendiliğindenlik, içgüdü, yedek kapasite, kolaylık, vs.) ince ayar yapılan yer Üçüncü Aşama çalışmasıdır.

2) Sinir sistemi, öz-düzenleme olmasını ister! Doğal öz-düzenlemeye yönelik eğilimlere yön vermek için gerekli araçlar Organic Intelligence öncesinde istikrarlı bir biçimde klinisyenlere sunulmamıştı. Organic Intelligence’ın 10 Temel İlkesi blog yazı dizisinde, böylesine bariz görünen bir çalışma alanına nelerin engel olduğunu anlatıyorum: yoğunluğa olan bağımlılığımız, travma odaklı terapi, katartik ve maruz bırakma modelleri ve daha fazla öz-düzenlemeye doğru hareket eden bir sistemin hemen göze çarpmayan fiziksel işaretlerini görme ve anlama yetisine sahip olmama.

OI uygulayıcısının İkinci ve Üçüncü Aşama arasındaki dansa ayak uydurmayı öğrendiği noktada, bunun aslında doğal olarak gerçekleşen bir süreci yalnızca kolaylaştırmak olduğu net biçimde görülür. Sonucunda, biyoloji kendi kapasitesini büyütme işini kendi başına yaparken terapist ve danışan arkalarına yaslanıp deneyimin akışının tadını çıkarırlar ve haz öne çıkar.

Esnek Dayanıklılık: travmanın ötesinde
Artık belirgin biçimde travmadan uzaklaşıyoruz. Üçüncü Aşama istikrarlı hale geldikten sonra, bedenin ve ruhun fraktal doğası açığa çıkar (bu konuda, Organic Intelligence’ın ikinci temel ilkesi hakkındaki yazımı okuyun). Fraktal kendi kendine benzeyen anlamına gelir ve OI, aslında travma ve öyküsel içerikle bağlantılı olan, daha ileri, yüksek eşikteki çalışmaların öncülü olan kendi kendine benzeyen davranış formlarının farkına varır (hareket, söz, duygu, vs.). OI’ın travmaya geldiği noktada, eşik çalışmasının büyük çoğunluğu zaten tamamlanmış durumdadır ve bu, örtük (bedensel) düzeyde, oldukça güvenli biçimde ve nispeten kolayca gerçekleşmiştir. Bu, eşiğin genişlemesi yoluyla büyüme, deneyimi yönetmek veya kontrol altına almak için gereksiz bilinçli bir çaba göstermeden de çok daha geniş yelpazede bir yoğunlukla başa çıkılabileceği anlamına gelir. Böylelikle, travmatik materyal rahatlıkla özümsenir.

Bu, travma olmadan yapılan travma terapisidir ve sonucu da özde bir esnek dayanıklılıktır.