SINIRLAR VE MEMNUN EDİCİLİK

İnsanları memnun etme alışkanlığımızın; sınırlarımızın ne kadar geniş ya da dar olduğu ile doğrudan ilişkisi olduğuna inanıyorum. İçinde rahat ve güvende hissettiğimiz sınırlarımızı bilmek ise duygusal, zihinsel, fiziksel ve ruhsal sağlığımız için belki de listenin en başında yer alan bir gereklilik. Dolayısıyla hepsi birbiriyle geri beslemeli bir ilişki içinde. Sınırının ne olduğunu bilmediğinde ilişkilerde duygusal dengen kolayca ve sık sık  alt üst olabiliyor, aklın karışabiliyor ve kendi ihtiyaçlarını, beklentilerini, arzularını, hislerini, ve düşüncelerini öteliyorsun ve kendini yok saymış oluyorsun. Her birimizde yaşamda olan bitene cevapların oluştuğu bir tolerans penceresi var. Bu pencere ne kadar geniş olursa biz de yaşamda o kadar rahat, esnek, keyifli hareket edebiliyoruz; aksi durumda yani bu pencere dar ise başımıza gelen incir çekirdeğini doldurmayacak olaylara bile evde yangın çıkmış gibi tepki verebiliyoruz.Sınırlarınız yoksa bu pencerenin geniş ve yüksek olması çok zor.


Tolerans pencereniz dar iken, yani sınırlarınız yokken kendinizi geri plana attığınız ilişkilerde ufacık tefecik şeyler sizi duygusal ve zihinsel olarak derinden etkilerken, ne yapmayı seçiyor olabilirsiniz? 
Diğeriyle etkileşiminizde sık sık ortaya çıkan reddedilme, terk edilme, beğenilmeme, kabul edilmeme üzerine derin korku, kaygı, şüphe hislerinden kaçınmak, kurtulmak için, bir tür strateji olarak, aşırı vericilik, aşırı çalışma, aşırı yeme, aşırı spor yapma, aşırı içme, seksin ve ilişkilerin peşini kovalama ve dahası yollara başvuruyoruz. Nedeni ise çekilen acıyı uyuşturmak.


Kendinden vermek, insanları memnun etmeye odaklı bir ilişkilenme içinde olmak kötü bir şey değil elbette. Sıklıkla diğerleri için çok güzel şeyler yapıyorsunuz biliyorum. Yaptığınız iyilikler değil burada dikkatinizi vermenizi istediğim şey, onları yapma nedeniniz: Değerli Hissetmek!Yanlış olan şey bu; kendini değerli hissedebilmek için diğerini mutlu etme zorunluluğu duymak. Fakat bize ait olmayan şeyler yapmak için ne kadar zaman, enerji ve çaba sarfedersek bir o kadar kötü hissediyoruz aslında.
Dikkatimizi nereye yönlendirdiğimiz çok mühim. Insanları memnun etme alışkanlığımızı bırakmak, bizi kendimize bakmaya yöneltecek, kendi ihtiyaçlarımızı görmeye.


Eğer diğerini mutlu etmeye odaklı biriyseniz bir hafta süreyle nelere Evet/Hayır/Belki dediğinize dikkat edin. Sadece gözlem yapmanızı istiyorum, hiçbir yargı olmadan. Nasıl hissettiğinizi fark edin, sizi neyin tetiklediğini, ne kadar yük altına girdiğinizi.Sonraki hafta Evet’lerinizi %50 oranında azaltmayı deneyin. Bunu yapamayabilirsiniz ama önemli olan denemeniz ve kendinize rağmen sarfettiğiniz Evet’lerin yaşam gücünüzden ne kadar yediğini fark etmeniz. Hem Hayır diyebileceğiniz şeyler olduğunu görmek ve başınıza taşların yağmadığını deneyimlemek de sizin için harika bir keşif olacaktır.
K E N D İ N O L
S İ H R İ N İ Y A Ş A