Koca Bir Deryadır Beden

“Bedeni Zihninin Kaydedemediği Acıyı hissetti” – Bessel Van der Kolk

Bu her şeyi açıklıyor.

Danışanlarıma, eğitimlerimde katılımcılara bin türlü yolla anlatmaya çalıştığım her şey bu tek cümlede vücud buluyor.
Bedenlerimiz her zaman biliyor.
Her zaman hissediyor.
Her zaman dinliyor.
Baş edemediğimiz ya da baş etmek istemediğimiz ne varsa saklıyor.
Daima hatırlıyor.
İçimizde hala canlı olan ya da dikkatimizi vermemiz gereken ne varsa her zaman bize iletiyor.
.
Bedenlerimiz rehberimizdir. Onu dinle, onu hisset, ona sorular sor, ilgini ver, keşfet, ve kendini bedenin hikayesi üzerinden tanı.
.
Duygusal ve bilişsel kalıplarımı, kapasitemi, sınırlarımı, kör noktalarımı kısacası öz-benliğimi anlamak ve iyileştirmek üzere beden temelli çalışmalar yapmaya ilk başladığımda bedenimde saklı bilginin, anının, hissin, duygunun, acının katman katman olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. 
Ve aynı zamanda daha ilk deneyimde sevgiliyle buluşmaya benzer bir tatmin, ve rahatlama da yaşamış ve şaşkınlık içinde kalakalmıştım. 
Bir yanda içine girmekten korktuğum yerler, diğer yanda yavaş adımlarla ilerlerken yaşadığım hakikatle ortaya çıkan koşullardan bağımsız mevcudiyet, tamlık, şefkat denizi içinde serinlemek. 
Büyük bir utançla yüzyüze kalmıştım. İnsan olmaktan gelen bir utançla. Ve bu his özellikle de küçük yaşlarımda ebeveynlerimle ve öğretmenlerimle aramdaki ilişkide yaşadıklarımın bir sonucuydu. Utancın ve aşağılanmanın yarası ve bunun sonucu ortaya çıkan değersizlik ve kusurlu olma hissiyle, bedenimdeki saklı hikayeler aracılığıyla ilk defa şefkatle yüzleşebilmek ne kadar özgürleştirici bir deneyimdi anlatamam. 
Yıllarca onlara inanmış, onlarla kendimi bir tutmuştum. Ve işin en zor yanı da haklı olarak kendimi savunmak adına geliştirdiğim stratejiler, derinde özlemini çektiğim ilişkilerden beni uzak tutmaya yarıyordu. İlişkilerde inciniyor ve yine ilişkilerde iyileşiyoruz. Ancak eğer bedeninle temas kurmazsan burada saklı hikayelerin yarattığı acı ve korku egonu seni koruması için ateşliyor.
 
Kendimi tanımladığım, varlığımın en derinlerinde gömülü yaralarımın ben olmadığını, bu yaralardan doğan yargıların algısal olduğunu ve bir daha tekrar etmesin diye geliştirdiğim stratejilerin egomun beni korumak için bulduğu çözümler olduğunu bedenimde hikayeleri dinleyince anladım
.
Kendinle nasıl ilişkileneceğini bilmiyorsan, hayatın pusulası saşmışsa durakla, ve bedenini hisset ve sor ona. Ve gelecek tüm cevapları ne olursa olsun almaya hazır ol. Bedeninde bir yer de bir atma, kasılma, ağrı, nefeslerde değişim, kalp atışlarında değişim, sıcak basması ya da üşüme gelmesi, kapanma isteği, bir duyguya karşı bir direnç, ya da bir duyguyla bağ kurma isteği… 
Bedeninin sana anlatsın izin ver.
Tek yapman gereken dinlemek.

Bir cevap yazın