İçindeki Kali’yi Uyandır

Sabahın erken saatleri. Odamdayım, pencerenin dibinde yer yatağında elimde kahvem kuşları dinliyorum.

Salonda yer yatağında üç genç kız henüz yeni uykuya daldılar. Sessiz olmaya özen gösterirken içimde hem ateş hem de suyu hissediyorum. Ateş enerji veriyor, hayaller kurdutuyor, yaparsın diyor; su huzur veriyor, sakinleştiriyor, yaparsın elbet hem de duyarak, hissederek, dahil ederek, devam ederek ve en az çabayla yaparsın diyor.

Dün gece iki hafta sonra liseye başlayacak kızım ve onun kız kankaları bizdeydi. Evimizdeki erkeği, beyimizi tepikledik; “bu gece kızlar toplanıyor, cadı partisinde erkek istemiyoruz”, diye dişlerimizi şakayla karışık göstererek kapı dışarı ettik efemizi.

Kızlar sabah altı buçukta uyandığımda hala kikirdiyorlardı.

Nasıl seviyorum, kız olmayı, birlikte kadın olmayı keşfetmeyi. Yüzlerinde uykusuz geceden eser yok tam tersi, gülücükler birinden diğerine bulaştıkça çiçekler açıyor odada. Hadi uyuyun artık diyorum ağzımın kenarıyla, yok, birbirlerini bırakamıyorlar. Sonunda içimdeki Kali uyanıyor; net, ve kararlı bir sesle uykuya gönderiyor hepsini. İşe yarıyor Kali konuşunca, onu dinlememek mümkün mü? 5 dakika sonra horlama sesleri…

Yer yatağında oturmuş Kali’yi düşlüyorum…  Dans eden korkusuz, amansız Kali’yi. Bir elinde kanlı hançer, diğer elinde kesik bir baş. Dili açık ağzından dışarıya uzarken, boynunda kafataslarından bir kolye.

Patriyarkal sistemin içinde kadın olmaktan yorulmuş ruhum Kali’ye sığınıyor.

Kadın kadına olmanın güç verici olması hiç şaşırtıcı değil. İçindeki doğuran, şefkatle büyüten ananın yanında yok eden, yaratmak için yok etmeyi bilen gücünü sana hatırlatan kadınlar iyi geliyor elbette.

Özgürleşmek için; egoyu beslemekten başka bir işe yaramayan hem edindiğimiz ve yüklendiğimiz değerleri öldürmemiz gerekiyor. Kendi dansımızı korkusuzca edebilmek, kahkahamızı atalarımızı uykularından uyandıracak kadar özgürce atabilmek için yıkabilmeyi hatırlamamız gerekiyor. Yaratabilmek için yıkabilmeyi, yıkabilmek için yaratabilmeyi öğretmeliyiz kendimize. Ölümün yaşama, yaşamın ölüme hizmet etmesi için, kutupların birbirini yaratırken aşkın bir anlama erebilmeleri için…

Yaşam ve ölüm,

Aşk ve nefret,

Gurur ve alçak gönüllülük,

Fakirlik ve zenginlik,

Merhamet ve öç,

Güç ve boyun eğiş,

Sadakat ve terketme,

Kozmos ve birey,

Sonsuzluk ve bu an.

Dans et. Ve dansınla tüm zıtlıkları kucakla. Senin dansın olsun bu sadece senin.

Öyle ki seni seyredenlerin tüyleri diken diken olmalı. Kafaları karışmalı.

Sen dansını yaratmaya devam et.

Ve sana arzuyla yaklaşmalarına aldanma.

Ya da sana küçümseyerek gülmelerine kafa yorma.

Sen dansının içinden doğmaya devam et.

Bütünlüğünle aşkı yaşadığında

Aradığın bilgelikle buluşacaksın.

Ve ihtiyacın olan Cesaret eylemlerinden beslenecek.

K E N D İ N  O L.

Her yanınla, her yönünle, yıkan ve yeniden kuran olmaktan korkma!

S İ H R İ N İ  Y A Ş A.

 

 

Bir Cevap Yazın