GELİŞİMSEL TRAVMAYI İYİLEŞTİRMEK

“Hepimizin içindeki doğal hareket bağ kurmaya, sağlığa, ve canlılığa yönelir. Ne kadar içe kapanmış, kopmuş olsak da fark etmez, en derin seviyede, aynen bir bitkinin güneş ışığına yönelmesi gibi, her birimizin içinde bağ kurmaya ve iyileşmeye yönelen bir itki bulunur.” Heller & Lapierre, Healing Developmental Trauma

Bu cümle hem eğitimlerimin hem de bireysel danışmanlıklarımın merkezini oluşturur. Bir mandalanın kalbi gibi.

Teorik çalışmalarımda öğrendiğim ve deneyimimde de gördüğüm şey sinir sisteminde ve dolayısıyla biyolojideki bu hareketin derinde fakat çok güçlü olduğudur.
Biz bu hareketi neden göremiyor ya da hissedemiyoruz?
Adaptif yaşamda kalma stratejileri:
Tehdit varsa ani bir şekilde sinir sistemi saldır/kaç programını devreye sokar. Ve eğer çözüm bulunamadıysa bu program sempatik sinir sisteminde çalışmaya devam eder. Ve bunun etkileri, panik, öfke patlamaları, aşırı uyarılmışlık ve tetikte olma ve kronik kaygı hali olarak yaşanır. Öƒkenin, uyarılmışlığın metabolik olarak çözümlenememesi sonucu bu programda takılı kalmış bir sinir sistemiyle yaşamak çok sancılı ve zordur. Ve koruyucu bir mekanizma olan donma devreye girer. Bu, evdeki elektrik akımının mevcut düzeneğin işleyebileceğinden çok daha yüksek bir düzeye ulaşması sonucu devreye giren ve elektriği kesen sigorta gibi düşünülebilir. Bu yönden bakıldığında, sinir sistemi otomatik olarak donma denilen faza bedeni yüksek düzeydeki sempatik aktivasyondan korumak için girer. Bunun etkileri kopma, sosyal ayrışma, çaresizlik, kronik korku, toksik utanç, ve kendini sevmemek ve kronik suçluluk duygusu olarak yaşanır.
Bu süreçler ve etkileri eğer gelişimsel dönemdeki bağlanma ilişkisindeki sorunlar ya da travmatik deneyimler sonucu ortaya çıktıysa yetişkinlikte kimliğimizin bir parçası sandığımız özellikler olarak yaşamımızda büyük yer kaplarlar ve özellikle ilişkilerimizi olumsuz yönde etkilerler.
Ne yapmalıyım diye soran çok oldu bir önceki yazımda.
Her şeyden önce yasadığınız içsel ve dışsal zorlu deneyimleri şekillendirmede aktif bir rol alacağınızı fark edin ve hiçbir zaman unutmayın! Zorlu durumlarda kendinizi destekleme rolünüz olduğunu ve bu konudaki kapasitenizi fark etmek ve güçlendirmek olmazsa olma ön adımdır.
Bu ön adımı takiben atacağınız sonraki ilk bir orta alan yaratmak olmalıdır. Mevcut olma pratikleri ile kendine ya da dışarıya saldırı davranışı ortaya çıkmadan önce duygusal ve fiziksel deneyimine tanık olma becerisini geliştirmektir, orta alan yaratmak. Bunu somatik farkındalık becerisi kazanmak diye tanımlamak istiyorum.
İkinci adım duyguları ve dolayısıyla bu duyguların içinde yer alan yukarıda bahsettiğim sinir sisteminin işleyişiyle alakalı ortaya çıkan güçlü enerjinin sebep olduğu bedensel hisleri kapsayabilmektir. Duyguları kapsayabilme kapasitemizi derinleştirmek üzerine çalışmak; duygularımızı değiştirmek, bastırmak ya da yok etmek çalışmasından çok farklıdır. Kendimi her halimle sevmeyi, kabul etmeyi ve ortaya çıkarmayı istiyorum bunun için duygularıma ihtiyacım var.
Bu ikinci adım kimilerimiz için tek başına yapılabilecek bir çalışma olamayabilir özellikle de gelişimsel travma söz konusu ise. Bu yüzden yardım almanız gerekiyorsa, bunu zaten siz biliyorsunuz, lütfen yardım almanın en büyük ve en doğal hakkınız olduğunu hatırlayın.
İlk adım hakkında biraz daha ayrıntılı yazmak istiyorum çünkü bu hepimizin kendi başımıza pratik yaparak geliştirebileceğimiz bir beceri: Tanık Olmak, Tanık Yaratmak = Bir orta alan inşa etmek
Bunu yapabilmek için dikkatle çalışmanız gerekir. Dikkati neye yönlendirdiğiniz yaşadığınız deneyimi şekillendirir. Bu yönlendirme çalışmasını yapmadığınızda dikkat biyolojik süreçlerin etkisiyle ve negativity bias (olumsuza eğilimlilik) nedeniyle sorunlu düşüncelere, hislere ve duygulara yönelir. Bu yüzden dikkatinizi an içinde sizde duyumsal olarak hoş deneyimler yaratan ne varsa ona yönlendirmek fizyolojik şatlanma ve sarmalın içinden çıkmada çok güçlü bir adımdır.
Bu, dikkati içinde olduğunuz ortamdaki herhangi bir şeye yöneltmek olabilir; mesela bir bitkinin yaprakları, güneş ışığının odadaki yansıması, öten kuşun sesi gibi…
Ya da kısa bir şükran pratiği yapabilirsiniz; yaklaşık 30 – 60 saniye kadar hayatınızda var olduğu için minnet duyduğunuz şeyleri düşünüp ardından yüzünüze içten bir gülümseme kondurarak teşekkür edin o kişiye ya da sahip olduklarınız nedeniyle yaşama.
Unutmayın siz kendinize doğru desteği sunduğunuzda içinizde yaşam enerjisini güçlendirmeye, bağ kurmaya, güçlenmeye yönelen hareketin etki alanı giderek büyüyecektir!

Bir Cevap Yazın