Yaratıcılık ve Travma

Kendine, diğerlerine ve arandaki ilişkiye bakmaya ve; yılın bu son haftasında daha güçlü bir bilinç için ilişkilerinde daraltan, kapatan ve küçülten olanları bir bir fark etmeye, ayıklamaya davet ediyorum seni.

Tıpkı Bilge Vasilisa masalında Vasilisa’nın afyon tohumu ve çöpü birbirinden ayırdığı gibi.

Kendine yönelik tavırların, düşüncelerin, alışkanlıkların; diğerlerinin sana yönelik tepkileri, tavırları ve davranışları, seni:

Genişletiyor, açıyor ve büyütüyor mu?

Daraltıyor, kapatıyor ve küçültüyor mu?

Çok sıkıntılı, üzücü, kafanı karıştıran, duygusal dalgalanmaların içine sürüklendiğin deneyimlerden geçiyor olabilirsin.

Sakın kendini suçlama! Ve kimsenin de suçlamalarına kulak asma!

Suçladıkça ve suçlandıkça küçülürsün, eksilirsin.

Oysa her deneyim bir yaratımdır.

Deneyimi paylaşan her iki tarafın da birbirine, ‘özgürce kendin gibi olma’ alanını vermesini gerektirir. Yargılamak ve suçlamak durdurmaktır, engellemektir ve bu alana tek başına sahip olmaya çalışma zorbalığıdır.

Buna boyun eğmek insanı kendine sürgün düşürür. Kendine sürgün olmak travmatize olmak demektir. Kişi kendine yabancılaşırken dış dünya gerçekliğini yitirir. Bununla birlikte zorlu deneyimlerden geç(ebil)mek yeni bir yaşam yaratmaktır. Artık eskisi dönüşmüştür. Yaratıcılık ve travma arasında ince bir sınır vardır ve ilişkilerimizin niteliği yaşamı bir yaratma eylemine dönüştürmede çok önemlidir.

Yaratıcılığın mayası yaratıcılıktır.

Kendin gibi oldukça bundan vazgeçemeyecek, başka türlüsüne sığamayacaksın.

Kendin gibi olmak hata yapmayı, mutsuz olmayı, hayal kırıklığı yaşamayı; mutlu olmak, umutlu olmak, güçlü olmak ile eşdeğerde kabul edebilmektir.

Bunu türlü sebeplerle anlamayanlar ve beğenmeyenler olabilir ya da daha fenası manipulasyonu kendine yol tutmuş kişilerle yolunuz kesişebilir. Ne olursa olsun kendine sürgün düşme.

Çünkü en büyük motivasyonu, en kapsayıcı anlamı kendin olduğunda yine kendinde bulacaksın. Yaşamın cevheri sana verildi onu dışarıda arama.

Bir Cevap Yazın