Kendin Olmak

 

Modern kültür ve toplum dünyanın neresinde olursa olsun insanın kendi samimi ve özgün doğasını gerçekleştirmesini ketleyici ve baskılayıcı özellikler taşır. Bu çevresel koşullara kişinin bedenle ilişkisinin yoğun rahatsız edici hisler taşımasına ve/veya his kaybına ve, yargılayıcı/suçlayıcı bir nitelikte olmasına sebebiyet veren kişisel zorlu deneyimleri eklediğinizde kopmuş bir bireyle karşı karşıya kalırız.

Bu kopukluk iki uçta kendini gösterebilir; ya aşırı aktif, başarıya, ve uç deneyimlere bağımlılık derecesinde tutkun, yatışmak için alkol, ekran, sex, tüketim gibi eylemlere başvuran kutup; ya da hayatttan elini eteğini çekmiş, hayal kurmayan, umudunu yitirmiş, gölge gibi yaşamayı tercih eden diğer kutup.
Hangi kutupta olursa olsun kişi, kendi yaratıcı ruhuyla, benliğiyle, bedeniyle ilişkisi koptuğunda, kendi doğasını baskıladığı için ne yaparsa yapsın kapanmayan bir eksiklik ve boşluk hissiyle yaşamak zorunda kalacaktır.
Kopuk birey için kendisiyle yeniden bağ kurmak girişimi rahatsız edici, huzursuz bir deneyim olarak başlayabilir. Diğer yandan kendine yakınlaşmanın, kendinle duygusal bağ kurmanın çok derin, içkin bir keyfi vardır.
Sinir sisteminin iki kutuplu işleyiş mekanizmasında bir artış ve azalış örüntüsü mevcuttur. Bu örüntüye göre kendisiyle, gerçek olanla tanışmak isteyen kişinin deneyimde önce rahatsızlık hissinde bir artış olacak ardından bu rahatsızlık hissi azalışa geçecek ve döngü tamamlandığında sinir sistemi rahatlamış faza geçeceğinden hoşnutluk veren hisler ortaya çıkmaya başlayacaktır.
Burada önemli olan içsel deneyime daha bilinçli bir tanıklık geliştirmektir. Kişinin, zorlayıcı hislerle kalabilmesi, ardından gelen rahatlamanın farkına varabilmesi ve izin verebilmesi ve, son olarak keyifli hislerin varlığına kendini açabilmesi için kendi iç dünyasına tanıklık etme becerisini geliştirmesi gerekir.
İyi hissetmek adına geliştirilen alışkanlıkların altında yatan ihtiyacı görmek, bu ihtiyacı ve belki beraberinde su yüzüne çıkan ilişkili üzücü bir anıyı kapsayabilmek ve ihtiyacını karşılayabilmek için geçiştirici çözümler yerine gerçekten kendine yardım etmek, kendine yakınlaşmak, kendilik halinin yaşanmasına izin vermektir. Bu bazen tek başına olamayacak kadar zor olabilir, o zaman bu deneyime rehberlik edecek, destek sunacak birinin varlığı çok önemlidir.
Dışarıdan herhangi bir ödül almadan keyif alabilme kapasitesi her birimizde içkindir. Sistemin taşıdığı gerginliğin doğal olarak bırakılmasıyla ortaya çıkan iyilik hali ve rahatlamanın içinde yüzebilmek bunun en güzel pratiğidir.
Kendi iç dünyan ile kuracağın bilinçli yakınlaşmadan alacağın içkin keyif sana kendi doğanı yaşayabilme gücünü verecek en temel ögedir.

Bir Cevap Yazın